Sun04202014

Back DİL BİLGİSİ GRAMMAR BAŞLANGIÇ İNGİLİZCEDE ZAMANLAR
Pazartesi, 28 Şubat 2011 16:18

İNGİLİZCEDE ZAMANLAR

Oy ver
(1843 oy)

TENSES IN ENGLISH

 

TENSE ZAMAN 

 

USE - KULLANIM 

 

SENTENCE - CÜMLE 

Present Simple 1

 

for something which happens regularly or which is a habit

Geniş zaman – Alışkanlıkları anlatır.

 

We go out every Saturday night

Her Cumartesi akşam dışarı çıkarız.

Present Simple 2

 

for something which remains true for a long time or for a scientific fact

Geniş Zaman – Genel gerçekleri anlatır. 

 

The earth travels round the sun.

Dünya güneşin etrafında döner. 

Present Simple 3

 

to give instructions

Geniş Zaman - Yönlendirmeleri anlatır. 

 

First you check the gears and handbrake, then you switch on the engine.

Control et…

Present Simple 4

 

to describe events in jokes, stories or news items

Olayları anlatırken Geniş Zaman.

 

Real Madrid beats A.C Milan.

Real Milan’ı yener ! 

Present Simple 5

 

for future events on a timetable or a fixed program

Fix bir programdaki olayları anlatırken. 

 

The match begins at 3.30.

Maç saat 3.30 ‘da başlar. 

Present Progresive

Continuous

 

for an event in progress at the present time

Şimdiki Zaman –yor. 

 

Look, they're coming out of the cinema now.

Bak sinemadan çıkıyorlar !

Present Progresive

 

with always, to show surprise or disapproval when an action is repeated

Şimdiki Zaman-tekrarlanan hareketlerde şaşırmayı ifade ederken. 

 

She's always borrowing money from me.

(Benden hep borç para alıyor.)

 

Present Progresive

 

for a definite arrangement, plan or appointment

(Bir plan ve randevu için)

 

We're flying to Spain next week.

(Gelecek ay İspanya’ya uçuyoruz.)

Present Perfect

 

for an event which happened at an indefinite time in the past

(Geçmişte belli olmayan bir vakitte gerçekleşen olay.)

 

I've seen "The Truman Show" twice.

“The Truman Show “ u iki defa gördüm.

Present Perfect

 

for an event which began in the past and is still going on

(Geçmişte başlayıp hala devam eden olaylarda.)

 

She's been a widow for about six months.

(6 aydır dul.)

Present Perfect

 

for an event which is finished but still effects the present

(Biten fakat etkisi hala devam eden olaylarda.)

 

I can't write because I've broken my arm.

(yazamıyorum çünkü kolumu kırdım.)

(yani hala kırık anlamı var.)

Present Perfect Progressive

(-ing ile kullanılır )

 

for an activity which has begun in the past and is still going on

(Geçmişte başlayan ve hala devam eden olaylarda.)

 

We've been living here for 6 years.

(6 yıldır burada yaşıyoruz.)

Past Simple

 

when a definite point in time is mentioned when talking about the past

(Geçmiş Zaman – geçmişte belli bir vakitte gerçekleşen olaylarda.)

 

Last night I went to a concert.

(Dün gece konsere gittim.)

Past Simple

 

to describe a past habit-used to

(Geçmişteki alışkanlığı anlatır.)

 

When I was at school, I got up every day at 7 o'clock.

“I used to get up”  ‘ da kullanılabilir.

(Okuldayken, hergün 7’de kalkardım.)

Past Progressive

(Continuous)

 

for an event which was in progress when another event happened

(Bir olay olurken diğerinin olması durumunda.)

 

I was driving along the motorway when I had a puncture.

(Patlama olduğunda otobanda gidiyordum.)

Past Progressive

 

for two or more events which were in progress at the same time in the past

(iki veya daha fazla devam eden olaylarda.)

 

I was digging the garden while John was painting the kitchen.

(John mutfağı boyarken ben bahçeyi kazıyordum.)

Past Progressive

 

for an event which had been arranged but which didn't happen

(planlanan ama gerçekleşmeyen olaylarda.)

 

He was coming to dinner but he  had to go away on business.

(Yemeğe geliyordu(-gelecekti)ki işe gitmek zorunda kaldı.)

Past Perfect

 

for an event which happened before another in the past

(İki olaydan önce olanı anlatırken.)

 

I went back home because I'd forgotten my keys.

(Eve döndüm çünkü anahtarlarımı unutmuştum.)

Past Perfect Progressive

 

to emphasize the continuous activity which happened before another in the past

(Geçmişteki sürekliliği anlatırken.)

 

They had been studying for hours when they suddenly realized it was midnight.

(Geceyarısı olduğunu anladıklarında saatlerce çalışmaktaydılar.)

Be going to

 

for an intention

(Gelecek Zaman –niyet anlatırken.)

 

I'm going to write some letters.

(Birkaç mektup yazacağım.)

Be going to

 

for an indication that something is probable

(Büyük olasılıkla olacak olaylarda.)

 

Look at those black clouds. I think it's going to rain.

(Siyah bulutlara bak, sanırım yağmur yağacak.)

Will/Shall

 

to make a prediction about the future

(Gelecekte tahmin yaparken.)

 

I guess our team will win the match next week.

(Gelecek hafta bizim takımın kazanacağını tahmin ediyorum.)

Future progressive

 

for an event which will be in progress at a certain time in the future

(Gelecekte devamlı olan olaylarda.)

 

This time next week I'll be swimming in the Black Sea.

(Gelecek hafta bu vakit Karadeniz’de yüzüyorolacağım.)

Future perfect

 

for an event which will be over not later than a certain time in the future

(-mış olacaklar –belli bir vakti geçmeyecek.)

 

They'll have done their homework by tomorrow.

(Ödevlerini yarına kadar bitirmiş olacaklar – yani yarından sonraya kalmayacak)

Future perfect progressive

 

for something still in progress but which will be complete not later than a certain time in the future

(O vakte kadar o işi yapıyor olacak.)

 

He'll have been working for the bank for 30 years next summer.

(Gelecek yaz bankada 30 yıldır çalışıyor olacak – Yani 30.yılı olacak o bankada.)

 

Son değişiklik Salı, 15 Kasım 2011 23:05

Yorum yapın